2018–2022 yılları arasında Sanatta Yeterlik eğitimi döneminde bir dizi deneysel çalışmalar yapılmıştır. Heykel üretimleri Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde sergilenmektedir. Heykeltıraş ve akademisyen olarak Muhammet Hanifi Zengin, çalışmalarında bölgesel kültür, doğal malzeme, atık metalin yeniden işlevlendirilmesi ve taşa dayalı geleneksel form dili üzerinden özgün bir sanatsal söylem geliştirmiştir. Zengin’in üretimleri, heykel disiplininin plastik imkânlarını, Anadolu’nun kültürel birikimini, hafıza mekânlarını, yerel motifleri ve doğanın sunduğu malzemeleri çağdaş bir estetikle yeniden yorumlar. Bu dönem çalışmaları, sanatçının sürdürülebilirlik, malzeme ekolojisi ve kültürel süreklilik kavramlarını merkeze alan yaklaşımının belirginleştiği bir süreçtir. Zengin’in Atatürk Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği projelerde, Türk mitolojisi ile kültürel belleğin maddi izlerini mermer, bazalt ve çelik gibi modern malzemeler üzerinde yeniden kurarak, kampüsün mekânsal hafızasını güçlendiren eserler üretmiştir. Zengin’in 2018–2023 arasındaki üretimleri, malzemeyi yalnızca bir araç değil, kavramsal bir ortak olarak ele aldığı çok yönlü bir pratik sunar. Sanatçının kampüs içinde gerçekleştirdiği atık metal çalışmalarında, endüstriyel artıkların sanatsal bir dile dönüştürülmesi dikkat çeker. Kaynak, kesme, birleştirme ve yüzey işleme teknikleriyle yeni bir form kazanan atık metal; kampüsün teknolojik, dinamik ve çağdaş kimliğini görünür kılan yapıtların temelidir. Çalışmaları: Sürdürülebilir üretim yaklaşımının bir göstergesi, Malzemenin önceki işleviyle kurulan “endüstriyel hafıza”nın sanata aktarımı, Mekânla uyumlu, hafif ama dayanıklı strüktürlerin oluşturulması açısından önemlidir. Zengin’in mermer ve bazalt temelli heykelleri, Anadolu taş işçiliğinin modern bir yorumu niteliğindedir. Geleneksel ustalığın izleri ile çağdaş minimalizmin birleştiği bu eserlerde taş, yerel kimliği somutlaştıran bir kültür taşıyıcısı ve zaman ve mekân arasındaki sürekliliğin simgesidir. Doğal taş çalışmalarında: Kütlenin geometrik çözümlemeleri, Doğal dokunun bilinçli şekilde görünür bırakılması, Yüzeyin ışıkla ilişkisi, Zamanla değişen patina ve erozyonun esere dâhil edilmesi sanatçının malzemeye dair sezgisel yaklaşımını güçlendirir. Zengin’in Atatürk Üniversitesi kampüsünde ürettiği eserler fiziksel nesneler olarak mekân kurucu, çevreyle etkileşim içinde olan, kullanıcıyla ilişkiyi önemseyen kamusal düzenlemelerdir. Sanatçı; kampüsün doğal peyzajı, yaya akışları ve yapısal karakteriyle uyumlu heykeller tasarlamış, sanatın günlük yaşamla temas eden bir niteliğe kavuşmasını sağlamıştır. Bu bağlamda eserler: Öğrenciler için birer buluşma ve hafıza noktası, Kampüs mimarisini tamamlayan görsel odaklar, Doğa–kültür–insan ilişkisini somutlaştıran sanat yapılarıdır. 2018–2023 süreci, Muhammet Hanifi Zengin’in akademik araştırma, proje geliştirme, atölye çalışmaları ve öğrenci üretimlerinin yönlendirilmesi gibi birçok alanda etkin olduğu bir dönemdir. Sanatçı; malzeme kullanımına ilişkin deneysel yaklaşımları, sürdürülebilirlik temelli eğitim anlayışı ve kültürel miras odaklı arayışlarıyla Atatürk Üniversitesi’nin sanatsal vizyonuna katkı sunmuştur. Bu çerçevede: Atölye çalışmalarında öğrencilere taş, metal, ahşap, kar-buz gibi malzeme çeşitliliği ile üretim deneyimi kazandırmıştır. Sanatsal uygulamalara araştırma yönelimlerini entegre ederek uygulama temelli akademik üretimi güçlendirmiştir. Yerel kültürün sanatsal okumalarını destekleyen araştırmalar yürütmüştür. 2018–2023 yılları arasında Atatürk Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirilen çalışmalar, Muhammet Hanifi Zengin’in üretim pratiğinin kültürel derinlik, malzeme zenginliği, sürdürülebilirlik ilkesi ve yerel kimliğin çağdaş sanata taşınması gibi temel eksenler üzerinde olgunlaştığını göstermektedir. Doğal taş, çelik, atık metal ve mermeri bir araya getiren bu üretimler; Anadolu kültürünün izlerini taşıyan, kampüs kimliğine estetik ve düşünsel katkı sunan özgün bir sanat belleği oluşturmuştur.